Değerli hemşehrilerimiz; eski sitemizi yenileme aşamasında bazı bilgileri taşıma olanağımız bulunmadığı için şu andaki sitemizde eksik bulduğunuz bölümlerimiz ve köylerimizle ilgili bilgi, belge, fotograf, video gibi içeriğimizi geliştireceğini düşündüğünüz herşeyi sitemiz üzerinden veya ilgili mail adreslerini kullanarak bize ulaştırabilirsiniz.

GENEL BİLGİ

Çerkezler, Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar olan Kuzey Kafkasya topraklarında yaşayan halkların ortak adı olarak geçer. Farklı dil ve lehçeleri konuşmalarına rağmen, onları birleştiren en önemli özellik: ortak gelenek ve töreleridir. Çerkezler, Kuzey Kafkasya dağlarının otokton (var olduğundan beri orada yerleşik olan) halklarıdır. Tarihi açıdan bölgenin demografik yapısı, Adıge (Şapsığ. Abzekh, Hatukhay, Beleney, Kabardey vs.)-Abhaz-Ubıh. Çeçen-İnguş grupları ve Dağıstan bölgesinde yaşayan (Andi, Avar, Lak, Lezgi vb. kabileler) tarihi otokton halklar ile bölgeye sonradan gelip yerleşen halklar olan Turanı kökenli Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Kumuklar ile İndo-germen kökenli bir halk olan Osetlerden oluşturmakta idi.

Ruslardan kaçarak Anadolu'ya ilk olarak 19. yüzyılda gelen Çerkezler, sürgün sırasında önemli kayıplar vermiştir. Osmanlı topraklarına gelen Çerkezler; Balkanlar, Suriye, Mısır, Filistin ve Anadolu da iskân edilmişlerdir. Anadolu'ya iskân edilen nüfus 150-200.000 olarak tahmin edilmektedir. Kaynaklar, Çerkezlerin Anadolu'ya göç etme sürecinde nüfuslarının 1.500.000 'den.  200.000'e düştüğünü söylemektedir. Bugün ise Türkiye genelinde toplam nüfusları net olarak bilinmemekle birlikte, 1.500.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

K.Maraş ilinde yaşayan Çerkez nüfusun en yoğun olduğu bölge Göksün ilçe­sidir. Göksun'da Ubih. Abzeh, Kaberdey ve Dağıstanlılar(Avar) olmak üzere 4 farklı Çerkez boyu bulunmaktadır. Bu gruplar arasında. Dağıstan Avarları bölgede Lezgi olarak bilinmekte, ancak topluluk Lezgi kimliğini reddetmek­tedir. 2000 yılı genei nüfus sayımı temel alındığında, Göksün ilçesi sınırları içinde yaklaşık 10.000 Çerkezin bulunduğu tespit edilmiştir. Andırın ilçesinde bulunan Ubih ve Kaberdeylerin yaşadığı 3 köy nüfusu ile birlikte toplam 1000, Afşin ilçesinde bulunan Kaberdey ve Abzehlerin yaşadığı

 İlk olarak 17. yüzyılda İslamiyet'le tanışan Çerkezlerin. daha önceki dönem­lerde özellikle Bizans ve Cenevizlilerin etkisiyle Hıristiyan ve Yahudiliği kabul ettikleri bilinmektedir. Türkiye'ye yerleşmiş Kuzey Kafkasyalıgöçmen-lerin tamamı Müslümandır. İslam dininin Şafi Mezhebine bağlı olan Avar ve Çeçenler yanında, Abzeh, Kaberdey ve Ubihler Hanefi Mezhebine bağlıdır. İslam dininin tüm gereklerini küçük yaşlardan itibaren öğrenirler. Ancak gün­lük yaşantılarında dini pratikleri yerine getirenler yaşlı nüfustur.

AİLE YAŞAMI VE SOSYAL İLİŞKİLER

Evlenmek için kendi içlerinden ama farklı boylardan eş seçen Çerkezler, böylece boyların karışmasına özen göstererek tabakalaşmayı önlemektedirler. Ancak, yine de, eş seçerken asalet aramak bir önceliktir. Her Çerkez boyu kendi mensup olduğu boyun daha asil olduğunu söylemektedir. Bu durum Türkiye'nin başka bölgelerindeki Çerkezler için de geçerlidir. Hatta bu konu­da kendi aralarında şakalaşmalar olur.12 Çerkezler asaleti, Kafkasya'daki göç öncesi toplum düzenine dayandırmaktadırlar. O nedenle hizmet edilen-hizmet eden, kölelik-asillik ayrımının belirgin olduğu göç öncesi dönemin izleri bugün de devam etmektedir. Araştırmanın yapıldığı Çerkez köylerinde sınıfsal bir yapılanma veya ayrım gözlenmemiştir. Ne var ki, geçmişten bugüne gelen birçok geleneğin yanısıra asalet de âdeta gelenekmişeesine özellikle aile kurulmasında etkisini hala sürdürmektedir.

K.Maraş'ta yaşayan Çerkezlerde Anadolu'nun halen birçok yerinde devam eden görücü usul evlilik geleneği yoktur; evlilik öncesi erkek ve kadın birlik­te vakit geçirerek birbirlerini tanırlar. Çerkezlerde anne baba evlenmek isteyen oğullarıyla birlikte kız istemeye gitmez. Kız isteme yakın akrabalar veya köyün ileri gelenleriyle birlikte yapılır. Aynı şekilde kız babasından ya da annesinden değil kızın amcasından veya yakın akrabalarından istenir. Çerkezlerde adet genelde bir istemede kızı vermemektir. Kız istemenin Çerkezlerde uzun bir süreç olduğu şöyle anlatılmaktadır:

"Kız. istemeye gidildiğinde, genellikle kızın ailesi naz yapar. Birkaç defa istenir, vermezler. Akrabalara ve aile büyüklerine sormak isterler. Önce onlarla görüşülür. Kız istemeye ikinci ya da üçüncü defa gidenler olur. Gönülsüz, aileler bu işi çok uzatabilir. Akrabalara sorma, damadın ailesini araştırmak istedikleri için süreç uzayabilir."

Çerkez kültürü eş seçme konusunda gençlere özgürlük tanıyan niteliktedir. Düğünler kızlar ve erkekler için bir araya gelme, tanışma ve arkadaşlık kurma vasıtasıdır. Görücü usulü evlenmelere rastlanmamıştır. Akrabalık bağı olan gençlerin evlenmeleri de nadiren rastlanan durumlardandır. Farklı bölgelerde, birbirinden uzak yetişmiş akraba gençlerin evlendikleri nadir de olsa görülmekle beraber, çocukluklarını bir arada geçiren akraba gençler arasında evlilikler kabul görmemektedir. Katılımcı genç bir Çerkez kadın bu konuda­ki tavrı şöyle anlatmıştır:

"Arada akrabalık olunca evlilik yapılmaz- Kardeş gibi büyürüz çünkü... Arada akrabalık olmasa bile, iki kişi aynı köyde bir arada büyüyünce son­radan evlenmez. Aynı köyde komşusu ile evlenenler, akraba olmasalar bile çok ayıplanır."

Çerkezlerin evlilikle13 ilgili izledikleri geleneklerden biri, evli bir kadının kocasından ayrılması veya eşini kaybetmesi durumunda yeni evlilik yapmasının toplum tarafından kabul edilemez olduğudur. Aynı tespiti bölgede yaşayan Çerkezler için de yapmak mümkündür. Köylerin hiçbirinde kadınların birden fazla evlilik yaptığının görülmediği belirtilmiştir.

"...İkinci evlilik çok nadir görülür. Vefat durumunda kadınların evlendiği olmuyor. Ama erkeklerde oluyor, çünkü çocuklar ortada kalıyor. Genelde baskı oluyor evlenmesi için..."

Evlilikte aranan ilk özellik eşin de Çerkez olmasıdır. Bu durumu, "başka türlü zor" olacağı şeklinde açıklamışlardır. Araştırma kapsamındaki köylerin tümünde, katılımcılar başka bir kültürden gelen kişilerle nadiren evlilik yapıldığını belirtmişlerdir. Özellikle Çerkez kızları kendi kültürlerine yabancı olmayan bir eşle yaşamlarını birleştirmenin evliliklerini kolaylaştıracağına inanmaktadırlar. Çerkez erkekleri ise, farklı kültürden bir kişiyle evlenmeleri durumunda gelinin kendi kültürlerinin gereklerini yerine getirmesinin beklen­diğini belirtmişlerdir. Araştırma sırasında gözlemlenen bir Çerkez düğününde sağdıç evinde bekleyen damat, evlendiği Türk eşinin Çerkez kültürüyle tanışmasını şöyle anlatmaktadır:

"Yeri geldiğinde annem anlatıyor. Ben anlatıyorum. Anlattıkça öğrenecek. Mesela şimdi düğünde neler olacağını ve nasıl davranması gerektiğini anlattık. Tabii ki zamanla kültürü öğrenecek."

Dağıstan Avarlarının aile yaşamında, çocuklar anne-baba tarafından yetiştir­ilirken Abzeh, Kaberdey ve Ubihlerde çocuklar genelde büyükanne, büyük­baba ve amcaları tarafından eğitilmektedir. Ebeveyn-çocuk ilişkisinde göze çarpan en belirgin kültürel kalıp, saygıdan kaynaklandığı belirtilen baba-çocuk arasındaki mesafeli ilişkidir. Çocukluk ve ergenlik çağında babadan kopuk bir yaşam sürdüren Çerkezler, erişkin çağlarında da bu mesafeli ilişkiyi sürdürürler. Bu durum hem kız hem de erkek çocuklar için geçerlidir.

Erkekler için halen sürdürülen kurallardan biri, babalarının yanında kendi çocuklarını sevememeleridir. Babanın yanında bacak bacak üstüne atarak oturmak, sigara içmek kabul edilemez davranışlardandır. Abzeh köylerindeki katılımcılar, bazı ailelerde çocuğun babasının oturduğu odaya bile giremediğini belirtmişlerdir. Diğer yandan ebeveynlerinden ayrı yaşayan çocuklar için durum farklıdır. Akrabalarının yanında kentte yetişen çocuk­ların anne-babalarıyla olan ilişkilerinde belirtilen mesafe yoktur.

Tüm Çerkez topluluklarında anne-çocuk arasındaki ilişki ise babaya göre daha yakındır. Anne, çocukla baba arasında aracı gibidir. Örneğin kız isteneceği zaman anneye söylenir. Dağıstan Avarları'nda gelin ile kayınpe-der-kaymvalide arasında mesafe bulunma­maktadır. Diğer yandan, Abzeh, Kaberdey ve Ubihlerde gelin ve kayınpeder arasındaki mesafe belirgindir. Evliliğin ilk yıllarında gelin, kayınpederi- kayınvalidesinin yanında yüksek sesle konuşmaz, kaympederiyle sadece o istediğinde konuşabilir, aynı masa­da yemek yemez ve kayınpederiyie aynı ortamdayken ayakta bekler. Gelin-kayınvalide arasındaki ilişki ise daha esnek­tir. Hane içi iş bölümü gelin ve kayınvalide arasındadır. Kayınvalidenin ev işi yapamay­acak kadar yaşlı olduğu durumlarda ev işlerini gelin üstlenir.

Çerkez toplumunda aile reisi erkektir. Aile reisinin söylediği her şey emir gibi görülür ve itirazsız yapılır. Katılımcılar hane içinde kadınların söz sahibi olduğunu belirt­mişlerdir ancak kararlara katılım genellikle erkeğin verdiği karan onaylamak şeklinde olmaktadır.

Kadınlar bölgedeki Çerkez olmayan diğer köylerde olduğu gibi ağır işlerde çalıştırılmamaktadırlar. Çerkez olmayan çevre köylerde kadınlar güneşin doğusuyla çalışmaya başlarken ve ev işleri, hayvancılık ve tarla işleri gibi faaliyetlerle uğraşırken, Çerkez kadınlarının daha çok hane içi işlerde çalıştığı görülmektedir.

Çerkez kadınlarının evlilik öncesi, evliliğin ilk yılları, annelik ve yaşlılık dönemlerinde sahip oldukları statülerin farklılaştığı göze çarpmaktadır. Evlilik erken yaşlarda yapılmaz. Evlilik öncesinde Çerkez kadınları sosyal olarak aktif ve özgür bir yaşam sürerler. Bu dönemde ailenin kendileri üzerinde sınırlayıcı bir tavrı bulunmamaktadır. Araştırma kapsamındaki köylerde yaşayan genç kızların en belirgin sosyalleşme alanı ilçe veya il merkezidir. Düzenlenen kişisel gelişim, sanat ve benzeri kursların yanında bölgede düzenlenen diğer tüm sosyal etkinlikleri takip ettikleri ve katıldıkları görülmektedir. Aileler kızlarının iş yaşamına girmelerini desteklemektedir. Evliliklerinin ilk yıllarında- evlilik genelde bir Çerkez erkeğiyle yapılır-Çerkez gelinleri kendi tabirleriyle bir "prenses" gibi ağırlanır. Kendilerini görmeye gelen misafirleri ağırlamak ve ev işlerine yardımcı olmak dışında herhangi bir sorumlulukları bulunmaz. Bölgede Çerkez olmayan köylerde tarla ve hayvancılık işleriyle uğraşan kadınların bulunduğu ve ağır işlerde çalıştırdıklarını, diğer yandan Çerkez gelinlerinin günün yarısını uyuyarak ya da kendi gönüllerince geçirdikleri Çerkez erkekleri tarafından aktarılmıştır.

 Evliliğin ilerleyen yıllarında, çocuk sahibi olunmasıyla birlikte, hane içi sorumluluklar ve aile reisi olan erkeğe bağımlılık artmaktadır. Çerkez toplumunda saygınlığa sahip ve değer verilen Çerkez kadınları, hane içinde ve dışında çevrelerine gösterdikleri ilgi, sevgi, saygı ve hizmetle, bu değere layık olmaya çalışırlar. Zaman içinde artan sorumlulukları hane içinde ve hane dışındadır. Ev işleri, çocuk bakımı, hayvancılık faaliyetlerini yürütürler, ancak ağır iş diye tabir edilen tarla işlerinde çalışmazlar. Araştırma süresince, Çerkez evlerinde göze çarpan en belirgin özellik Çerkez kadınlarının hane içinde intizam ve titizliğe verdikleri önemdir. Temizlik ve düzen yaşamlarının en önemli parçasıdır.

 Yaşlılık dönemi, Çerkez kadınlarının yaşamları boyunca en değerli ve yüksek statüye sahip oldukları dönemdir. Kadın ya da erkek, Çerkez toplumlarında yaşlılar yaşamın her alanında saygı gösterilen, itaat edilen ve danışılan kişiler konumundadır. Bu dönemde kazandıkları saygınlık, sahip oldukları bilgi, görgü ve deneyimle ilintilidir. Yaşlı bir Çerkez kadını, Çerkez kültürünü en iyi bilen ve bu kültürü hayata geçirmiş kişi olarak görülür
                                                         

Nart Destanlarında Seteney

Nart destanları, Kuzey Kafkasya otokton halklarının ürettikleri ve geçmişten bugüne kadar dilden dile geçmiş destanların adıdır.

Seteney Guaşe, bilgeliği, zekası, güzelliği ile ünlenmiş, Martların akıl hocası olan bir tanrıça, bir kahramandır Nart destanlarında. Adıge mitolojisinde, Seteney'in yenilmez bir kahraman olarak işlenmesi, Çerkezlerin kadınlara verdiği değerin bir yansıması olarak görülebilir. Nartlara akıl hocalığı yapan Seteney'in aynı zamanda aşkı tüm benliğiyle yaşayacak duygusallığı barındırması14, Çerkez kadınlarının mağrur duruşlarının altında yatan duygusallığa dikkat çekmektedir.

wuişkhıpe şabe woe kızeseptırem (tatlı tebessümün bana ulaştığında)
 sibğegu tigeow size peşyeti (göğsüm aydınlanıyor güneş gibi)
 ne pleğu zako wa kızızfipş'ırem (bir bakışın bana değdiğinde)
 bıbı şöeyığoy sigu zı ke'etı (yüreğim kanatlanıp uçmak istiyor)

carı şu-ı lheğur zıfede şıpker (gerçek sevgi budur işte)
 ar guğe eş'ume yakheş'ıçığ (umutlardan kurulu)
carı şu-ılheğur zıfede şıpker (budur işte gerçek sevgi)
 ar keğağ'e beme yakheşıçığ (çiçek demetlerinden yapılmış)

siğaş-e mafe kin kısfıkhafeme (hayat dayanılmaz olduğunda)
 psınce kısşekhu wo wukisgotime (katlanabiliyorum, sen yanımdaysan)
 siğegu çıje sızere tehaew (uzun yollara düşmüşsem eğer)
 si of kıs dekhu wo sıbğekuatemet (ulaşıyorum istediğim yere, sen uğurladıysan)

 Müzik: Ğonejiko Asker (Çerkezce-Adigece)

Bugün KARAY kent ve kırsalında yaşayan Çerkez kadınlarına içinde yaşadıkları toplum tarafından atfedilen değer belirgin ve önemli bir ayrıntı olarak göze çarpmaktadır. Ancak, burada dikkat çeken husus, günümüzdeki aile içi işbölümü, karar mekanizmaları ve kadınların bu mekanizmalara düşük katılımı gibi olguların, tarihte önderliğiyle destanlara konu olmuş Çerkez kadın kimliğini ne ölçüde olumsuz etkile­diğidir.

Çerkezlerin yakın komşuluk ilişkisi içinde olması nedeniyle çoeukluktan itibaren kızlar ve erkekler bir arada büyürler. Yakın komşuluk ilişkileri Çerkezlerin içe dönük geleneksel yaşam tarzlarının bir tezahürüdür. Bir Çerkez köyünde komşuluk ilişkisi yakın akrabalık ilişkisi düzeyindedir. Bu yakınlık Çerkez kültürünün korunması ve yeni kuşaklara aktarılarak yaşatılması açısından önemli görülmektedir. Özellikle gençlerin sık sık köy içinde ortak bir buluşma mekânı belirleyerek- ki bu aralarından birinin evi olmaktadır-bir arada vakit geçirmeleri bu yakınlığı pekiştiren bir durumdur. Böyle zamanlarda gençler kendi hallerine bırakılır ve kimse o mekâna girmez. Sohbet için diğer köylerin gençleri de ziyarete gelebilmektedirler. Gençlerin çocukluktan itibaren bir arada vakit geçirmeleri aynı zamanda bir âdeta kardeşlik konumu ve duygusu yaratmaktadır. Daha önce belirtildiği gibi. bu durum bir gencin aynı köyde yaşayan komşusu ile evlilik yapmasını da engelleyen bir olguya dönüşmektedir.

İki Çerkez genci evlilik kararı verirse gençlerin birlikte vakit geçirmeleri desteklenir ancak aynı odada ayrı kalamazlar, topluluk içinde oturup kalkar­lar. Köyün en yaşlılarından bir Çerkez kadın, kendi gençliklerinde de bir erkekle bir araya gelmelerinin yadırganmadığını, ancak o dönemlerde genç kızların erkek misafirini kabul edeceği ayrı bir odasının bulunduğunu belirt­miştir.

Çerkez çocukları aile ve köy yaşantısı içinde kültürlerini öğrenerek yetişirler. Çerkez çocuklarının sosyalleşme sürecinde kültürlerini algılama ve içselleştirmelerinde ilk ve en etkili araç aile ortamıdır. Her ne kadar orta yaş ve üstü katılımcılar yeni yetişen kuşakların kendi dillerini günlük hayatta kul­lanmalarının eskisi kadar yaygın olmadığını söyleseler de, ailelerin çocuk yetiştirmede kendi kültürlerine ilişkin bilgileri yeni yetişen nesle aktarmaya çalıştıklarını da belirtmişlerdir. Örneğin, okul öncesi dönemde tüm Çerkez çocukları aile içinde kullanılan Çerkez lehçesini öğrenmekte, Çerkez müziği dinlemekte ve Çerkez halk oyunlarını öğrenmektedir.

Türkiye'de giderek yoğunlaşan kırsaldan kente göç Çerkez köylerini de etk­ilemiştir. Temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olan Çerkez köy­lerinde, memuriyet veya özel sektörde çalışma nedeniyle köylerden ayrılan nüfus azımsanamayacak düzeydedir. Genellikle K.Maraş il merkezine ve çevre illere göç olmaktadır.

Köylerin nüfusunun yarıdan fazlasını orta yaş üstü emekliler oluşturmaktadır. Kentlerde yaşayan köy kökenli aileler köyleriyle bağlarını kopartmamışlardır, bu durum aynı zamanda köydeki sosyal ilişkilerin korunmasında etkilidir. Kentlerde yaşayan aileler çocuklarına ana dillerini, kültürlerini öğretmek konusunda halen ısrarcıdır. Her fırsatta köye dönerek zamanlarını burada geçirmeyi tercih ederler. Nüfus yaz aylarında tatilciler, akrabalar ve konuk­larla 2-2,5 katına çıkmaktadır.

Yakın köylerle komşuluk ilişkilerinde köylerin Çerkez Köyü olması özellik­le tercih nedenidir. Bu komşu köyler birbirlerinin nikâh, düğün, cenaze gibi törenlerine toplu olarak katılırlar. Bu tür tören ve toplumsal aktivitelerde köylüler topluca çağrı göndererek birbirlerini davet ederler. Köy içinde ve komşu köylerle sürdürülen bu ilişki köyler arasındaki etkileşimi sürdürülen gelenek ve görenekler gibi kültürel değerlerinde birlikte üretilmesine yara­maktadır. Sahip olunan ve üretilen bu değerler kapalı köy ve bölge yapısı içerisinde kolayca korunabilmektedir.
 
MİMARİ YAPI ve MEKÂN KULLANMA


Çerkezlerin Anadolu'ya göç sonrası ben­imsedikleri yaşam tarzı, Kafkasya'dan getirdikleri maddi ve manevi kültür varlıklarının gereği ve sonucu olmuştur.15 Çerkezlerin yerleştikleri bölgelerde Kafkasya'daki köylerindekine benzer yerleşim ve yaşama biçimleri yarattıkları gözlenmiştir. İnşa ettikleri yaşam alanları son yıllarda küçük değişimler gösterse de - örneğin betonarme evlerin inşa edilmesi-K.Maraş'taki Çerkez köylerinde gözlemle­nen yaşam alanları halen Çerkez kültürünün özelliklerini taşımaktadır.

Çerkez köylerinde halen varlığını koruyan eski evler Kafkasya'daki evlere benzer şekilde yapılmıştır. Bu evler iki katlıdır ve altı ahır, depo veya ambar olarak kullanıl­maktadır. Duvarları ker­piçten, tavanları ağaçtan, iç ve dış cephelerinin sıvaları beyaz kireçtendir. Köylerde son 10 yılda inşa edilen evlerde genellikle beton malzeme kullanılmaktadır.

Tüm odalar, binanın giri­şinde bulunan geniş hole açılır. Genellikle 3-4 oda, 1 salon ve 1 mutfaktan oluşan evlerde sohbet odası olarak da kullanılan ayrı bir mi­safir odası bulunur. Misafir odasının varlığı Çerkezlerin misafirlere atfettiği değeri

ortaya koyan bir göstergedir, yatıya gelebilecek misafirler için düzenlenerek hazır bulundurulur.

Çerkezlerde misafir ağırlama geleneğini yaşlı bir Çerkez kadın şöyle anlatmaktadır:

 "...Bundan 20 yıl öncesine kadar, uzun süre kalmak üzere yatıya misafir gelirdi. Bazen 1 yıl kaldıkları bile olurdu. Kimin kapısını çalarsa çalsın, kendinden bir parça gibi onu korumak bir Çerkez'in vazifesi olarak görülürdü. Misafir gelen kişi bir yere gidiyorsa mutlaka kendisine eşlik edilir ve kendi canını korur gibi koru­ma altında tutulurdu..."

 Dağıstan Avarlarının yaşadığı köylerde, eslerin ev sahibinin ve misafirlerin kullandığı ayrı iki girişi bulunmakladır Esli Çerkez eslerinde iç mekanda göze çarpan özelliklerden biri odaların girişteki odaya ve odaların birbirine bakan kısımlarında genellikle islemeli pencereler bulunmasıdır. Katılımcılar son yıllarda eskisi kadar kullanılmamakla birlikle, Çerkez evlerinde hasır sedirler, minderler. duvar halıları ve keçeden yapılmış yer sergilen ıç mekan-da kullanılan temel eşyalar olduğunu belirtmişlerdir.

Çerkezlerde. avlu geleneği yoktur. Evlerin geniş, bir bahçenin yoldan içeride kaba hır bölümüne yaparlar. Ancak evlerinin ve geniş bahçesinin dışarıdan görünmemesine değil, aksine görünmesine özen gösterirler.

GİYİM KÜLTÜRÜ


Türkiye de sadece "Çerkezka". kalpak ve yumuşak çizme giyen Kafkas erkeklerinin giysileriyle. Çerkez kızlarının bütün vücudu-örten ve bele oturan ran kos-tümleri bilin­mektedir. 1666li yıl larda Kuzey Kafkas ya'yı gezen Evliya Çelebi "Çerkezler siyah kalpak, siyah aha giyerler. Bellerine kemer bağlarlar, ayakkabı üstleri dikişli. altları bütündür. Başka ülkelerde bulunmaz" biçiminde hır açıklama yapar.'"

K Maraş'ta yaşayan Çerkezlerin ise geleneksel giyim tarzlarını gündelik yaşamda kullanmadıkları görülmektedir. Kültürel giysi olarak özel günlerde kısmen de olsa kalpak giyenler halen vardır Çerkez kıyafeti olarak bilinen geleneksel giysiler kalpak, çizme, sırma işlemeli katlan ve yelektir Bayram, festıval ve düğün gibi özel günlerde kültüre özgü giyim eşyaları kullanılsa da bunların günlük yaşamda kullanıldığı nadirattandır.

Hangi boya mensup olursa olsun Çerkezlerin en dikkat çekici özelliklerinden biri giyimlerine verdikleri önemdir. Katılımcılar, Çerkezlerin temiz ve güzel görünmeye özen gösterdiklerini, özellikle bir Çerkez erkeğinin kendi yaşamlarında en önem verdiği 3 şeyin "saçlarının temiz ve düzgün taranmış olması, giysilerinin temiz ve şık olması ve güzel kokması" olduğu belirtilmiştir.

Çerkez olmayan çevre köylerde başlıca günlük giysi olan şalvarın Çerkezler arasında hiç itibarı yoktur. Modern giysiler tercih edilmekte ve mümkün olan ölçülerde ilçe ve il merkezindeki mağazalarda günün modası izlenmeye çalışılmaktadır.

Görüşmeye katılan gençler, tanımasalar dahi bir Çerkezi zarif ve asil duruşundan fark ettiklerini söylemektedirler. Abzehler, Abazalar şivelerinden, Kaberdeyler sarışın ve renkli gözlü olmalarından tanınmalarının yanında bir Çerkez siması olduğundan ve bu sima ve duruşun kendilerine asalet verdiğini belirtmektedirler.

EĞLENCE KÜLTÜRÜ


 Eğlence Çerkez kültürünün önemli bir parçasıdır. K.Maraş'ta yaşayan Çerkezler özellikle yaz aylarında şenlik, festival gibi etkinlikler düzenleyerek hem K.Maraş'ın sınırlan içinde yaşayan hem de Türkiye'nin farklı böl­gelerinde yerleşik soydaşlarıyla bir araya gelirler. Düzenlenen etkinlikler soydaşlarla bağlantıları sürdürmek için başlıca araçtır. Çerkezlerin eğlencelerinin başında ise düğünler gelir.

Düğün tanımı, Çerkez toplumunda sadece nikâhın kutlanması değil aynı zamanda bazı vesilelerle-örneğin uzak mesafeden gelmiş misafirlerle-bir araya gelerek kutlama yapılmasını da içerir. Bu tür düğünlerde, evlilik düğününde olduğu gibi belirli kurallar takip edilmez. Evlilik düğünü ise, gelin ve damat adayının arasında ilk söz kesilmesinden itibaren başlayan bir dizi kutlamayı içerir.

K.Maraş'ta, özellikle kırsalda, gelin ve damat adayı arasındaki evlilik sözünün meşru1aştırılması yolunda aile içinde yapılan törene "tatlı" denir. Bu törene tatlı denmesinin nedeni hem söz kesildikten sonra tatlı yenmesi hem de evlilik yolunda atılan ilk adımdan memnuniyeti ve sözbirliğini ifade etme­sidir. Söz kesilen çiftler için "tatlısını yedik" denir. Bu, Türk, Çerkez, Alevi, Kürt ayrımı olmaksızın bölgede yaşayan hemen her kültürde kullanılan bir deyim ve uygulamadır. Çerkezler arasında ise Kaberdeyler hariç tüm Çerkez topluluklarında "tatlı" geleneği vardır.

Kaberdeylerde ise söz kesme yerine ilk önce dini nikâh olur. Kız verildikten sonra erkek tarafına nikâh yapacaksınız denir ve kız evinde nikâh yapılır. Erkek tarafı gelin adayına nikâh için elbise alır, nikâhta ise altın yüzük, küpe ve bilezik takılır. Nikâha kadın katılımı 1-2 kişi ile sınırlıdır. Nikâhın ardından yapılan düğünde ise köydeki tüm aile reislerine ve diğer Çerkez köylerine haber verilir. Kaberdeylerde damat gelin almaya gitmez. Tamade. gelin almaya gidecek kişileri bir gün önceden belirler. Gelin alındıktan sonra yakın akraba ve arkadaşları geline takı takarlar.

Damat ise düğün süresince baba evinde olmaz; sağdıç evinde bekler. Damat, ancak sağdıç evinden baba evine davet edildikten sonra dönebilir. Pazar günü akşam düğün bittikten sonra sağdıç evi ufak bir yemek verir. Damat evinden bir grup, sağdıç evine gelerek "Bizim bir yitiğimiz var. Burada mı?" gibi sözler söyleyerek damadı eve davet ederler. Sağdıç evi de" Yitiğiniz burada, artık siz sahip çıkabilirsiniz" der. Yemek ve çaydan sonra damat, baba evine gider ve serbest kalır.

Damat, sağdıç evine genellikle düğünden birkaç gün önce gelir, bazen bir hafta kaldığı da olur. Düğün başladıktan sonra, kendisini kutlamaya gelen konukları ağırlar. Konuklar, damatla birlikte çeşitli oyunlar oynar. Bu oyun­lar arasında en sık oynanan oyun, damadın konuklara hizmet etmesi oyunudur. Oyunun amacı, damattan isteklerde bulunmak ve hizmet ettirerek ona eziyet etmektir. Damat, kendisine söylenen her isteği yerine getirmek zorundadır.

Perşembe gününden başlayarak 3 gün süren Çerkez düğünlerinde, ilk gün düğünün yapıldığı erkek evinde düğün bayrağı asılır. Bayrağın asılması düğünün başlaması anlamına gelir ve köyde düğün olduğunun uzaktan da görülmesini sağlar.

Düğün Bayrağı, birbirine eklemlenmiş kavak ağaçlarının tepesine Türk Bayrağı ve konukların düğün için getirdikleri küçük hediyelerin asılmasıyla oluşur. Köylüler ve davetliler ağaca ayna, havlu, çorap, mendil gibi küçük hediyeler asarlar.

Düğünün son günü olan Pazar günü. bayrak indirilir ve köyün çocukları bayrakta asılı hediyeleri paylaşırlar.

Pazar günü gelinin alınmasına kadar gece ve gündüz devam eden düğün, gündüzleri genellikle 1-2 saatlik eğlenceler şeklinde geçer. Kadın-erkek herkes bu bölüme katılır. Özel­likle cumartesi gecesi yapılan düğün ise en görkemli olanıdır. Cumartesi gecesi düğün evinin bahçesinde gençler tarafından eğlence düzen­lenir. Bu bölümü, evli kadınlar düğün evinin içinden izleyebilir, ancak eğlenenlerin arasına katılamazlar. Düğün akşam vaktinde başlayıp sabaha kadar sürer.

Çerkez düğünlerinde, düğünü" sürecini" yöneten bir kişi sorumlu olur. Bu kişiye Tamade denir; köyün en yaşlı ve sözü en geçerli erkeklerinden biri yaşlılar tarafından Tamade seçilir. Bu kişinin düğün sahibi ya da düğün sahib­inin akrabası olması gerekmez. Bunun yanında. Tamadelik, sadece Çerkez düğünleri çerçevesinde oluşturulan bir statü değildir.

Tamadelik, Çerkez toplumunda belirli görevleri yerine getirmek için, kültürü en iyi bilen ve deneyimleriyle topluma örnek olan yaşlı Çerkez erkekleri arasından seçilen kişilere atfedilen bir kavram ve statüdür. Örneğin Köy Tamadeleri, köylerdeki karar mekaniz­malarının başkanıdır. Köye ilişkin her türlü toplantı ve alınacak her karar, genç grubu yönlendirebilecek, hitabı kuvvetli, Çerkez kültürünü tüm yönleriyle kavramış ve çoğunlukla yaşça büyük biri olan Tamade tarafından yönetilir.

Düğünler dışında yapılan tüm toplantılarda, köy ahalisi toplanarak gün­demdeki bir konu veya problemi tartışmak üzere bir araya gelir. Tamade başkanlığında karar alınır. Tüm Çerkez köylerinde kararlar yaşlı erkekler tarafından verilir, gençler toplantılara katılabilir ancak fikir bildiremez veya karar veremez. Gençlerin fikir bildirmesi veya müdahalesi saygısızlık olarak görülür.

Çerkez Toplumunda Tamadelik Kurumu

Tamadelik sosyal yaşamın idaresinde doğan ihtiyaçlar neticesinde oluşturulmuş Çerkez toplumunda büyük önem atfedilen kurumlarından biridir.

Bir mahallenin Tamadesi, bir köyün Tamadesi olduğu gibi, sosyal yaşamı zenginleştiren tüm etkinliklerin yönetimi için seçilen Tamadeler(Düğün Tamadesi, Toplantı Tamadesi gibi) de bulunmak­tadır. Her Tamade seçildiği görev alanına giren konularda gereken tüm nitelikleri taşımalıdır.

Tamadelerin Çerkez toplumu içinde en yaşlı kişiler arasından seçilmiş olması, Tamadelik statüsünün sadece yaşlıların sahip olacağı bir statü olabileceği görüşünü doğurmaktadır. Oysa, statünün kazanılması bilgi ve tecrübenin artması ile ilintilidir. Çerkez toplumunda engin bilgi ve tecrübesiyle topluma önderlik edebilecek kişiler çoğunlukla yaşı ilerlemiş kişiler olduğu için yaş ve Tamadelik arasında bir ilişki olduğu düşünülmektedir.

Tamadeler, görev süreleri boyunca her türlü davranışlarına dikkat ederler, saygınlıklarını yitirmelerine neden olabilecek her davranıştan kaçınırlar. Dolayısıyla, Tamadelik statüsüne erişmek bazı nitelikleri gerektirmektedir. Bu nitelikler arasında, saygın bir aileden geliyor olması, yeterli deneyim, zekâ ve bilgi düzeyine sahip olması, görevi konusunda bilinçli ve bilgili olması, etkili hitap ve ikna yeteneğine sahip olması gerekir.

K.Maraş'ta Kafkas toplulukların örgütlendiği sivil toplum örgütlerinin yöne­timi de genellikle yaşlı ve sözü geçen erkeklerden oluşmaktadır. Bu sivil toplum örgütleri, Çerkez köylerindeki bazı uygulamalar konusunda fikir bildirebilmekte ve gerekli hallerde müdahalelerde bulunmaktadırlar. Örneğin, Çerkez nüfusun yoğun olduğu Göksun ilçesinde faaliyet gösteren Kuzey Kafkas Kültür Derneği Başkanı ile yapılan görüşmede, Göksun bölgesindeki Çerkez köylerinde yapılacak düğünlerde yüz boyama, silah atma gibi tavırları yasaklayacakları belirtilmiştir.

Çerkez düğünlerinde düğün kutlamasının yapıldığı alana gelin ve damat girmez. Evlenen gençlerin mutlu günlerini Çerkez gençlerinin kutlaması şeklinde devam eder. Düğünün kutlanacağı alanda toplanan gençler geniş bir çember oluştururlar. Çemberin bir tarafında erkekler karşılarında ise kızlar sıraya dizilirler. Tamade düğün alanına gelerek halkanın ortasına geçer, hoş geldiniz der ve böylece düğün başlar. Tamade düğünü rahatça izleyebileceği bir yere oturur ve kutlamaları izler. Düğün sırasında herhangi bir anlaşmazlık veya kavga çıkması durumunda düğünü bitirme yetkisine sahiptir.

Düğünde Çerkez müziği dışında bir müzik türü dinlenmez. Düğün boyunca ako­rdeon ve doli çalınır. Yaşlı bir Çerkez kadını, 1940'lı yıllarda köylerinde düğünlerde düğünün sürdüğü üç gün boyunca gece-gündüz hiç durmadan ako­rdeon çalındığını belirtmiştir. Artık sadece akşam saatlerinde erkekler tarafından çalınan akordeonun o dönemlerde küçük kız çocukları tarafından çalındığını aktarmıştır. Gençlerin oluşturduğu çember içinde "Hatiyako" adı verilen bir kişi bulunur. Bu kişi düğünde yapılan dansları yönlendiren kişidir. Halkanın içinde ayrıca bir kişi sıra düzenine biri de oynama sırasına bakar. Erkekler dans etmek istedikleri kızı Hatiyako'ya bildirirler. Çemberdeki her gencin sırasına sadık kalarak dans etmesi beklenir. Ancak bazı durumlarda sırası gelen erkek sırası gelen kızı değil de rica ile kendi istediği kızla dans edebilir.

Çerkez düğünlerinin coşkulu geçmesinin en önemli nedeni "kaşenlik" âde­tidir. Kaşenlik, arkadaş seçme anlamında kullanılır. Düğün sırasında genç bir erkek bir kızı beğenip kendine "kaşen"' seçebilir. Kaşen seçildikten sonra çöp çatanlar kaşenler arasında gidip gelir. Kaşenlik âdeti, genç bir kızla genç bir erkeğin düğün boyunea birlikte oyun oynamak ve sohbet etmek için birbir­lerini seçmeleridir. Kaşen olan iki genç düğün boyunca övücü sözler söyley­erek birbirilerini karşılıklı yüceltirler. Kaşen sayısı arttıkça düğün daha heye­canlı ve eğlenceli hale gelir. Kaşenliğin. düğün boyunca birlikte eğlenmek için yapılan arkadaşlık olmasının ötesine geçtiği zamanlarda olmaktadır. İki gencin birbirini tanımak ve evliliğe dönük bir arkadaşlık kurmaları için de bir ilk adım olabilmektedir. Düğünler, Tamade ve diğer yaşlı erkeklerin düğün alanına gelmesi ve dans etmelerinin ardından sona erer.

K.Maraş'ta yaşayan Çerkez toplulukları tarafından geçmişten bugüne sürdürülen bazı geleneksel eğlence adetleri bulunmaktadır. Bunlardan biri Dağıstan A varları tarafından sürdürülmekte olan "Öküz Koşumu" festivalidir. Öküz koşumu. Nisan ayında bahçe ve tarla işleri başlamadan önce düzenlenen bir tür bahar bayramıdır. Öküz koşumunu yapacak kişi bir gün önceden köye ilan verir ve öküz koşumunun olacağı gün katılan­lara yemek vermek için hazırlık yapar. Öküz koşumunun yapılacağı günün sabahı öküzün sapanıyla küçük bir alanı iki kere sürer ve tohumunu atar. Her köylü aynı işlemi yapar ve nohut, fasulye gibi ekeceği tohumları saçar. Tohum atma işi küçük bir alanda yapılır ve tohum atanlar o alanı birer defa sürerler. Tohum atma ve toprağı sürme işi bittikten sonra imamla birlik­te dua edilir.

Öküz koşumu için bölgedeki tüm Dağıstan Avarları bir araya gelir ve büyük bir kalabalıkla yapılır. Harman yerine bayrak asılır ve bayrağın altında duran un helvasından çay içenlere ikram edilir. Bayrağa ayrıca çorap, havlu, göm­lek gibi küçük eşyalar takılır. Bir sene sonra Öküz Koşumu festivalini düzen­lemeye gönüllü olan kişi, gönüllüğünü göstermek için harman yerindeki bayrağı alır.

Bir sonraki sene festivalin tüm masraflarını karşılar. Gönüllü bayrağı aldıktan sonra, gönüllü kişinin evine gidilir ve çay içip helva yenir. Festival boyunca eğlenceler devam eder; çocuklar güreş yaparlar, koşu ve çeşitli yarışlar düzenlenir.

Dağıstan Avarları tarafından düzenlenen bir başka festival ise "Hinkal" festi­validir. Festival adını ünlü bir Çerkez yemeği olan hinkalden almıştır. Festival senede bir kez ağustos ayı sonu ya da eylül ayı başında yapılmaktadır. Festivalde etnik yemekler yapılır ve konuklara ikram edilir. Ayrıca, gençler tanışıp vakit geçirirler.

Hinkal festivalinin dışında, K.Maraş'taki tüm Çerkez köylerinde şenlik, festi­val gibi Çerkez topluluklarını bir araya getiren ve Çerkez kültürünü yaşatmaya yönelik etkinlikler yapılmaktadır.

Bunlar arasında ön plana çıkan bir başka etkinlik de Göksun Kuzey Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde yapılan Çerkez festivalidir. Genellikle Tem­muz ayında yapılan festival Türkiye'nin birçok yerinden gelen Çerkez toplu­luklarını bir araya getirir. Kafkas müziği ve halkoyunlarının sergilendiği, kültürel varlıkların korunmasına yönelik bilgilendirici konuşmaların yapıldığı ve soydaşlık ilişkilerinin pekiştirildiği bu festival bölgedeki en önemli etkin­liklerden biridir.

SOFRA KÜLTÜRÜ


Kafkas mutfağı, sadece yaratıcı lezzetleri değil, aynı zamanda da sofra adet-leriyle saygıyı temelinde barındıran bir nitelik taşımaktadır. Kafkasya'dan Anadolu'ya göç sonrası Çerkezler yerleştikleri bu yeni coğrafyanın yemek alışkanlıklarını kendi yemek kültürleriyle har­manlamış ve zengin bir mutfak oluşturmuşlardır. K.Maraş'ta yaşayan Çer-kezlerin yemek kültürünü üzerinde bölgenin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık etkilidir.

Çerkez sofralarında hamur işleri ağırlıklı yemekler bulunmakla birlikte, süt ürünleri, et ve tavuk kullanılmaktadır. Abzehler ve Kaberdeylerin sıklıkla yedikleri yemekler arasında bulgur veya mısır unuyla yapılan şipsi pasta, psi halive, şelame, mamursa. lepsi. psi haluj sayılabilir. Dağıstan Avarlarında ise hinkal, kor. honut rajo en çok yapılan yemekler arasındadır. Düğünlerde ise etli pilav, ayran ve meyve dağıtılır.

Çerkez köylerinde yemek yeme biçimi belirli davranış kalıplarını barındırır. Çerkez sofrasında yemeğe sırtını çevirerek oturmak, yemeği beğenmemek ya da yemeğe aşırı istekli görünmek yadırganan davranışlardır. Sofrada sakin ve ölçülü bir davranış biçimi benimsenmesi beklenir.

Misafirlerin ağırlandığı ya da toplantı niteliğindeki yemeklerde, Tamade yemeğine başlamadan masadakilerin yemek yemesi ve Tamade'den izin almadan sofradan kalkmak saygısızlık olarak görülmektedir. Çerkez sofrasının oturma düzenine göre, yaşça en büyük konuk Tamade'nin sağına, Tamade'den yaşça küçük ve misafir olmayan en yaşlı kişi ise sol tarafına otu­rur. Çerkez sofraları yemek yemenin yanında uzun sohbetleri ile de dikkat çekmektedir. Tamade, sofrayı açan ve kapatan kişidir. Sofrada konuşma yap­mak isteyen kişilerin Tamade'den izin alması gerekir.

                   
Şazibey Mah. Haydar Aliyev Cad. 9. sok No:1 Telefaks 344 235 20 00 kmaraskafkaskulturder@hotmail.com
Copyright © 2009 Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği